konvansiyonel medya – Daghan.com – Gerekirse YAZARım https://daghan.com Teknoloji, sosyal medya, veri merkezi (datacenter) üzerine Thu, 13 Jan 2022 13:04:41 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.2.2 https://daghan.com/wp-content/uploads/2020/06/logo.ico konvansiyonel medya – Daghan.com – Gerekirse YAZARım https://daghan.com 32 32 Sosyal Medya Tehditi! https://daghan.com/sosyal-medya-tehditi.dgn https://daghan.com/sosyal-medya-tehditi.dgn#respond Tue, 04 Sep 2012 11:41:24 +0000 https://www.daghan.com/?p=1287

Evil twitter: www.Dabbled.org

Kendi karar dinamikleri gelişmemiş, toplu hareket etmeye meyilli ve/veya baskıcı rejimler tarafından yönetilen halkların kendi arasında iletişimde olması yönetimler tarafından tehlike olarak algılanmaktadır. Buradaki asıl korku halkın planlanan çerçeve dışına çıkmasının öngörülemez veya kontrol edilemez bir takım olayları tetiklemesine sebep olabilme ihtimalidir.

Ancak ne gariptir ki tarihte yayını devlet yönetimleri tarafından durdulamayan tek gazete halkın yönetimindeki Fısıltı Gazetesi’dir. Geçmişte kulaktan kulağa yayılan Fısıltı Gazetesi haberlerinin daha çok yerel kapsamda kalmasının sebebi ise; haberin etkin bir çevreye hızlı yayılmasının zorunluluğu olarak düşünülebilir.

Ancak global ağ internetin doğuşu ve yaygınlaşması sonrası elektronik ortama geçiş yapan Fısıltı Gazetesi’nin etki alanı artık hayal edilemeyecek kadar geniştir. Kapsama alanı büyüklüğü yanında, haber kaynağının sağlamlığının da kontrolü mümkün olamadığından bu mecrada üretilen haberler çok tehlikeli olabilmektedir.

Öncelerde elektronik posta şimdilerde ise twitter, facebook gibi sosyal medya araçları ile haberler üretilmekte, toplum haberlerin doğruluğunu sorgulamadan kendi çevresi ile paylaşmakta veya en azından “like”  ederek yayılıma katkı sağlamaktadır. Özellikle sürekli yanımızda taşıdığımız mobil cihazlarda twitter takibi ile bir haberin yayılması için alışılmış şekilde bilgisayar başında olmak da gerekmemektedir.

Durum böyle olunca da; ülkemizde özgürce, ama kontrolsüz yaşanan internetin önce filtrelenme zaruriyeti(!) oluşmuş, şimdilerde ise başından beri gerçek hedef olan sosyal medya siteleri için kazanlar kaynamaya başlamıştır.

“Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım: Gaziantep’te yaşadığımız bu terör olayı sonrasında sosyal medya çok etkindi. ‘İkinci bir patlama oldu’, filan dendi. Şu oldu. Bu oldu. Bir şayia yayıldı. BDP binası yakıldı gibi. Çok sıkıntılı durumlar. Tunus, Libya ve Mısır devrimini yapan sosyal medyadır. Bunlar, iletişim devrimidir. O yüzden orada belki hayırlı işe vesile oldular ama sosyal medya bazen büyük toplulukları gaza getirebiliyor ve yanlış yöne de yönlendirebiliyor. Bu bir tehdittir. Bunun tedbirlerinin alınması lazım. Zor, nasıl alınır, bilmem. Bunun aramızda konuşulması lazım.”

İnsanlar varoluş sürecinde önce kendilerini hayvanlardan ve çevre etkilerden koruma ihtiyacı duymuştur. Sonralarda dış etkilere karşı birlikte hareket etmenin daha yararlı olduğu görülmüş ve toplu halde yaşam başlamıştır. Toplu yaşam başlaması sonrasında ise kabile haline gelen guruplar kendilerini diğerlerden korumak zorunda kalmıştır.

Tarihsel gerçekler ışığında, kulaktan kulağa veya teknolojik araçlarla olsun insanların haberlere, olaylara verecekleri tepkileri önce kendi süzgeçlerinden geçirme zaruriyeti vardır. Toplumsal yaşayışın bir etkisi olarak sizin yerinize birilerinin düşünmesini, hayatı filtrelemesi veya birilerinin görüşlerine körü körüne bağlanmak ideal bireyin yaşam felsefesi olmamalıdır.

Kabileler, şehirler, ülkeler, askerler ve savaşlar derken ilkel insan halen kendini bir şeylerden korumak zorunda kalmaktadır. Başından beri insanların yaşadığı ortam, doğa, fizik kuralları aynı olduğuna, uzaydan bir uzaylı istilasıda söz konusu olmadığjna göre insanların kendini koruduğu şey yine insanlardır.

“Tehdit olan teknolojik araçlar değil, onları kullanan insanların kendisidir.”

]]>
https://daghan.com/sosyal-medya-tehditi.dgn/feed 0
Medyada Tehlike Çanları! https://daghan.com/medyada-tehlike-canlari.dgn https://daghan.com/medyada-tehlike-canlari.dgn#respond Sat, 02 Jun 2012 13:27:29 +0000 https://www.daghan.com/?p=722 İçinde bulunduğumuz İletişim ve Teknoloji Çağı’nda ajansı (Haberleri) almak için transistörlü radyolara daha az kulak kabartır olduk.
Tüm dünyada olduğu gibi kendi haberini üreten halk, artık haberin iletilmesi, yayılması aşamasında da kendi işini kendi görüyor ve eskilerin süper gücü geleneksel basın organlarını haberin kaynağı olarak daha az tercih ediyor.

Her dönemde tek elden yönetilme, manipüle edilme (yönlendirilme) riski ile yüzyüze gelmiş Türk basınında, basın özgürlüğü kavramının tam oturmaması,  büyük olarak ifade edilen yayın organlarının bağlı bulundukları holdinglerin, bu yayın organlarını birer şirket zihniyeti ile yönetmesi gibi sebeplerle konvansiyonel medyaya (Geleneksel medya) olan güven azalıyor, yeni neslin medya alışkanlıklarıda değişiyor.

Yeni Neslin Medya Alışkanlıkları
Yeni nesil, ebeveynlerinden farklı olarak artık daha az televizyon izliyor, vaktini daha çok bilgisayar karşında geçiriyor. Beğendiği televizyon dizilerini reklam bombardımanı yaşamadan ertesi gün internetten izlemek ona daha kolay geliyor.

Basılı gazete almak yerine gündemi, mobil cihazlardan takip etmek daha kolay bir yol olarak görülüyor.

Köşe yazarlarını okumak yerine  “Sözlük” olarak tabir edilen internet sitelerindeki entryler (yazılar) ve twitter’da yazılanlar, trending topic olan konular gençler için daha çok önem arz ediyor.

Ürününü genç kesime satmak isteyen reklam verenlerinde internete yönelmesi ile beklenen son hızla yaklaşıyor…

“Dokuz köyden kovulmak, felakat tellağı yapmak istemem ama görünen köye de kılavuz gerekmiyor!”

IMS Research’ün yayınladığı rapora göre 2011 yılında satışa gönderilen tüm TV’lerin dörtte biri internet bağlantısına sahip.  Raporda 2016 yılında mağazalara gönderilen her 10 TV’den 7’sinin internet bağlantısına sahip olacağı öngörülüyor.

Ülkemizde teknolojik cihazlara verilen önem ve bütçeye göre ayrılan pay düşünüldüğünde çok kısa sürede evdeki televizyonların akıllı olanlarla değiştirdiği, bunun çok hızlı olacağı bir gerçek. (Asgari ücretin iki katına satılan cep telefonlarının herkesin elinde olduğu…)

Akıllı Televizyonlar Ne Kadar Akıllı?
Akıllı televizyonlar, televizyon izleme alışkanlıklarını tamamen değiştirecek teknik özelliklere sahip. Google ve Apple tarafından geliştirilen akıllı televizyonlarında pazara girmesi ile televizyonda application (Yazılım) çağı başlamış bulunuyor. Aslında televizyon gibi bir ev elektroniği pazarına Google’ın girme arzusu yazılım marketten elde edeceği gelirden öte Youtube gibi platformalardaki videoların izle/öde şeklinde sunulacak olması olarak özetlenebilir.

http://www.youtube.com/watch?v=CgU-Ju4yydA

Yani artık televizyon yayın akışını siz belirleyecek ve ilgi duyduğunuz programı düşük bir bedelle satın alarak izleyebileceksiniz. Aylık toplam yayın harcamanız ise şuandaki dijital platformlara harcadığınız bedelden daha çok olmayacağı gibi bu şekilde gelir elde eden yayıncılar programları size reklamsız olarak sunabilecekler. İzlediğine bedel ödemek istemeyenler için ise reklamlı versiyonlar bulunabilecek. Yayıncı olmak, yapım hazırlamak için profesyonel olmak gerekmeyecek. Şuan Youtube üzerinde onlarca örneği bulunduğu gibi amatör olarakta programlar hazırlayıp kolayca bunları platform üzerinde sunabilecek, büyük izlenme sayısı alıp, ünlüleri kıskandıracak gelirler elde edebileceksiniz.

İstediğin yapımı seçme, istediğini istediğin zaman seyretme modelleri ile yayıncılık anlayışı; gerçek anlamda sadece talep edileni üretmeye, yenilikler yapmaya ve “ne versem izlemek zorundasın!” anlayışını terkedip, “lütfen beni izlermisin?” modeline dönüş yapmış olacak.

Bu yeni yayıncılık anlayışının yayılma hızı ise şuanda, “musluk akıyorken kovaları doldurma telaşesi” ile bir saatlik yapımı dört saatte sunan mevcut geleneksel medyanın insanları ne kadar zorlayacağı ile ilintili olarak hız kazanacak.

]]>
https://daghan.com/medyada-tehlike-canlari.dgn/feed 0
İnternet Öcüsü! https://daghan.com/sayilarla-turkiyede-internet.dgn https://daghan.com/sayilarla-turkiyede-internet.dgn#respond Mon, 28 May 2012 18:49:46 +0000 https://www.daghan.com/?p=385 Halen güvenilir bir iletişim aracı olarak kabul görmeyen, aramıza almak istemediğimiz mahallenin sevilmeyen çocuğu internetin Türkiye’deki geleceği nedir? Yetersiz bilgilenme sebebiyle her yönü iyi algılanamayan, filtrelenen, hırpalanan  internet’in 2012 yılında Türkiye’deki durumuna bir bakış atalım…

Aracısız, ilk elden toplanılan kıymetli bilgilerin içinden kendine uygun olanları özümseyerek sonuçlar çıkartmak yerine, kulaktan kulağa kitlesel etkileşim ile bilgiye “Özet Geç!” muamelesi yapan yaklaşım, toplum tarafından daha rahat kabul görmekte. Bu yaklaşımla makyajlı, kolay algılanabilen paket bilgiyi/haberi sunan konvansiyonel (geleneksel) medyanın internet tanımı toplumda farklı yorumlara sebep olabiliyor.

Melek, melek: İnternet; getirdiği kolaylıklar ile hayatımıza hergün daha fazla giren, gelişen, bilgiye erişimi hızlandıran, en önemlisi de yeni ticaret yönteminin yeni mecrası, artık aramızdan biri…

Öcü, öcü: İnternet; sosyal medya vahşetleri, halk hareketi organizatörü, hükümet deviren, filtrelenerek içeriğinin dizginlenmesi gereken, mahallenin sevilmeyen çocuğu…

“Yenilik ve değişikliklere insan doğal olarak karşı koyma eğilimindedir. Her yeni usul, yöntem ve teknoloji, eski usul yöntem ve alışkanlıklara karşı olarak geliştirilmiştir. Bu nedenle, kişiler daha önce alışmış oldukları iş düzeninden, adet ve alışkanlıklarından vazgeçmeyi istemezler.”

Bu bilimsel yaklaşım ışığında; yenilikleri çığlıklarla köyden kovmak her zaman halk nezlinde prim toplayacaktır. Varoluşu, çok satmak, çok izlenmek gibi fiziksel gerçeklere dayalı, halkın duymak istediklerini söyleyen,  kendi gelecekleri için kaygı duyan, interneti komik videolar ve sosyal medyaya ait bir iki web sitesi ekseninde inceleyen konvansiyonel medyanın interneti sunuşunun bu yüzden korku üzerine kurulmasından daha doğal bir şey olamaz.

Sayılarla Öcü’nün gücü!
30 milyon Türk internet kullanıcısının yüzde 59′u erkeklerden, yüzde 41′i ise kadınlardan oluşuyor.

Türkiye’de toplam 18 milyon 49 bin 667 hane var. Yaklaşık 8 milyon hanede yani hanelerin %43’ünde bilgisayar bulunuyor. İnternet bağlantısı ise bu oranın %10 altında bulunuyor. Yani internet sahibi hane oranı %33. Bu oran 5,8 milyon hane sayısına denk geliyor.

Türk Telekom tarafından açıklanan Türkiye ADSL Penetrasyon (Pazarlanan ürün ya da hizmetin hedef kitledeki yaygınlığı) Haritası ile illere göre abone sayısı.

İnterneti ve bilgisayarı olmayan 6,5 milyon hanede en az bir internet kullanıcısı var. 5,6 milyon hanede ne bilgisayar ne internet ne de internet kullanıcısı bulunmuyor.

Türkiye ekonomisinin büyük kısmını bünyesinde barındıran İstanbul’da internet kullanım oranı %51.8.

İstanbul’dan sonra internet ve bilgisayar penetrasyonu en yüksek ilk 4 il Ankara, Kocaeli, Tekirdağ ve Antalya olarak sıralanıyor.

İnternet kullanıcılarının %54,5’i interneti araştırma yaparak bilgi edinmek ve %38,1’i e-posta kontrol etmek için kullanıyorlar. İnternetten gazete okumak da gittikçe yaygınlaşan bir alışkanlık haline geliyor. Araştırmaya göre kullanıcıların %36’sı internete, internet medyasını (gazeteler, haber siteleri) takip etmek için giriyor. Çoğunluğunun 15-35 yaş arası erkeklerden oluşan Türk internet kullanıcıları arasında oyun oynayanların oranı %33.6, müzik indirenlerin oranı ise %21.6.

İnternet hızlarında ise büyük çoğunluğun ADSL kullanıcısı olması ve alternatiflerin kısıtlı olması nedeniyle, kullanıcı hızlarını belirleyen şirket Türk Telekom olmakta. Buna göre BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu) 2011 4. çeyrek raporuna göre %80 internet kullanıcısı 8Mbps hızında.

Türkiye’de internetin prime time’ı yani en yoğun kullanıldığı saatler 21.00-24.00 arası. Tüm internet trafiğinde bantı en çok meşgul eden aktivite, video izlemek. Genel internet trafiğinin %32’sini Youtube hariç video izleme oluştururken, Youtube tek başına %7.86 oranında bir trafik yaratıyor. İnternet trafiğinin yüzde  %28.23’ünü internette sörf yapma, % 10.86’sını dosya indirme, %3.7’sini Tivibu, %0.20’sini oyun, %0.82’sini anlık mesajlaşma ve %9.4’ünü diğer faaliyetler oluşturuyor.

İnteraktif televizyon, istediğini izle/video on demand (VOD),  ses ve internet erişimini tek şemsiye altında toplayacak geniş bant internetin yıllara göre gelişimine baktığımızda, 2011 4. çeyrekte Türkiye’de 14 milyonu aşkın bir kullanıcı geniş bant internet erişimine erişebilir durumda olduğu görülüyor.

Bu rakamlar eşliğinde bir kez daha sorayım… Nasıl? Öcü’den korktun mu?

]]>
https://daghan.com/sayilarla-turkiyede-internet.dgn/feed 0