twitter – Daghan.com – Gerekirse YAZARım https://daghan.com Teknoloji, sosyal medya, veri merkezi (datacenter) üzerine Mon, 25 Jan 2021 18:39:09 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.2.2 https://daghan.com/wp-content/uploads/2020/06/logo.ico twitter – Daghan.com – Gerekirse YAZARım https://daghan.com 32 32 Sosyal Medya Sitelerine Erişim Engellendi – 23 Aralık https://daghan.com/facebook-twitter-acilmiyor-23-aralik.dgn https://daghan.com/facebook-twitter-acilmiyor-23-aralik.dgn#respond Thu, 22 Dec 2016 22:20:34 +0000 https://www.daghan.com/?p=4636 Facebook’un neden açılmadığını merak eden kullanıcılar, bir yandan da nasıl giriş yapılacağını merak ediyor. Peki Facebook’a nasıl giriş yapılır?
Facebook neden yavaş ve neden açılmıyor?
Zaman zaman erişim sıkıntısı yaşadığımız Facebook bu sefer internet üzerinden yayınlanan video nedeniyle erişilemez durumda. Benzer şekilde twitter ve youtube adreslerine de erişim sağlanamıyor. Facebook açılmıyor şikayetinin sebebi uygulanan engelleme kararı. DAEŞ tarafından yayınlanan video sonrasında facebook, twitter gibi sosyal medya sitelerine erişim engeli getirildi.
Facebook, Twitter Erişim Yok!
El Bab çevresinde DAEŞ ile TSK-ÖSO arasındaki çatışmalar sürerken, örgüt bir dehşet videosunu internetten yayınladı. Bunun üzerine sosyal medya sitelerine erişim engellendi.

]]>
https://daghan.com/facebook-twitter-acilmiyor-23-aralik.dgn/feed 0
#Periscope Yukarı! https://daghan.com/periscope-yukari.dgn https://daghan.com/periscope-yukari.dgn#respond Sun, 29 Mar 2015 11:11:30 +0000 https://www.daghan.com/?p=3010 Sessizlik
Son blog yazımın yayın tarihine bakıp dehşete kapıldım. Blog yazanların sıklıkla başına gelen “sessizlik” virüsü bana da bulaşmış. Dile kolay tam 9 aydır yazı editörünün tozunu alan olmamış.
9 ay içinde elbette evdekilerden özenle korunan, kapısı hep kapalı, kilitli misafir odası gibi “yeni yazı ekle” butonunun önünden bir çok kez geçtim. Bazen “hadi” dedim, kapıyı araladım, odadaki mobilyanın kimsesizliğinin yükselen kesif cila kokusu genzimi yaktı. Odanın yalnızlığının soğuğu suratıma vurdu. Kapıyı kapattım. “Sonra” dedim…
Artık bir “Bahar Açılımı” yapma zamanıdır.
Periskop Yukarı!
Denizaltılı filmlerin değişmez repliği “Periskop yukarı!” aslında; işi gizlenmek olan denizaltı için hayati bir uygulamayı yöneten komuttur. Komutu veren, tembelliğinden bu işi başkasına yaptırıyor değildir elbet…
Bilakis daha periskop yukarı çıkmadan gözetleme başlar ve minimum sürede görüş tamamlanır. Şimdilerde halen yöntem böylemi işler bilemiyorum ama gözetleme için kafayı deve kuşu  gibi yükseltmek bu işin raconudur, bence aynı zamanda havalıdır.
Periskop, deniz ve kara savaşlarında, harekatı kolaylaştırmak maksadıyla kullanılan, emniyetli mesafelerden hedefe görünmeden incelemeye yarayan optik bir alettir.
Periskop, deniz ve kara savaşlarında, harekatı kolaylaştırmak maksadıyla kullanılan, emniyetli mesafelerden hedefe görünmeden incelemeye yarayan optik bir alettir.

II. Dünya Savaşı yıllarını anlatan filmlerde; “Bataryalar Zayıfladı” diyaloğu sonrası su üzerine çıkmak zorunda kalan denizaltılar başlarda bana pek bir anlamsız gelirdi ki sonradan denizaltıların “pille” çalıştığını öğrenince puzzle parçaları yerli yerine oturdu. Sonuç olarak denizin altında oksijen yoktu ve dizel motorlar ancak su üzerinde çalışabilirdi. Bu mürettebatın oksijen ihtiyacı içindi. Elektrik motorlarını besleyen bataryaların(pillerin) şarj olabilmesi için denizaltı ömrünün yarısından fazlasını su üzerinde geçirmek zorundaydı. Yani aynen günün yarısını şarj olarak geçiren kablosuz(!) akıllı telefonlarımız gibi…
#Periscope, Twitter ile yayında
Şubat 2014’de ortaya çıkan, Twitter tarafından 100 Milyon Dolar bedelle satın alınan mobil uygulama Periscope ile Dünya’nın her yerini görebileceğiniz bir periskop sahibi olduk. Periskopun yönünü ne tarafa çevirirseniz farklı bir kalp atışı, farklı bir soluk karşınızda… Daha önce değişik örnekleri yapılan anlık canlı yayın uygulamalarını, sosyal medya deneyimi ile harmanlayan Twitter ortaya farklı bir ürün çıkartmış oldu. Yine Twitter’ın vine uygulaması ile 6 saniyelik videolar hayatımıza girdi, fenomenler yarattı. Şimdi ise süresiz canlı yayın olanağı fenomen adaylarının emrine amade.
Periscope Canlı Yayın
Bilgisayar ekranımı yayınladığım 1 dakikalık test yayınımı toplam 4 kişi izlemiş.

Uygulama kullanımı tüm Twitter ürünleri gibi oldukça basit. Şuan sadece IOS(IPhone) ile ulaşılabilen uygulamayı Appstore üzerinden indirdikten sonra Twitter hesabınız var ise kolayca Twitter hesabınız ile giriş yapabiliyorsunuz. Twitter takip listenizdeki kişilerde uygulama kurulu ise bu kişileri, Periscope takip için size öneriyor. Takip ettiğiniz kişilerin yayın yaptığında bir uyarı alma olanağınız da bulunuyor. Giriş faslından sonra ana sayfada değişen canlı yayın başlıklarını görebiliyorsunuz. Kişiler yayınlarını tanımlayıcı bir başlık yazarak hemen yayın yapabiliyorlar. Aynı zamanda yayıncı lokasyonunun bildirilmesini de seçebiliyor. Seyiciler ise ilgisini çeken bir başlık görür ise yayını izlemeye başlıyor. Yapılan canlı yayına anlık yorum yazılabiliyor ve bu yorum yayını yapanın ekranında da aynı anda görülüyor. İşi bit/byte olan ben için işin altyapısını düşünmek büyük keyif verir iken, yayınların bir nevi reyting aracına bağlanmış olması olayı daha eğlenceli ve ilginç kılıyor. Facebook ile tanıştığımız “Like” kamçısı, Twitter’da “Fav” bu sefer ise “Hearts” olarak çıkıyor. İzleyiciler beğenilerini ekranı tıklayarak gösteriyorlar. Yayıncıya göndereceğiniz “Kalp” sayısında bir kısıtlama yok. Bu açıdan yayıncıya istediğinizi yaptırmak veya yayına devam etmesi yönünde motive için elinizi korkak alıştırmaya gerek yok. Nasıl olsa internetteki en bedava şey “Like”, tıklayın gitsin.
RTÜK yok mu? RTÜK?
i’mdi… Dünya üzerindeki her insana canlı yayın olanağı verilirse neler olur? Sabahtan akşama kedi köpeğinin yayınını yapar, salonundaki parkeleri sayarken yayın yapar, uyurken, film izlerken… Bu konuda sınır hayal gücü…
Justin Bieber periscope ekranında…

Gözlemlediğim kadarı ile insanların en çok merak ettiği şey ise diğer insanların buzdolapları. “Show your frigde/Buzdolabını Göster” motivasyonu yayınların olmazsa olmazı olmuş durumda. Aslında ilerleyen günlerde iş daha farklı mecralara kayabilir ama şimdilik kısıtlı sayıda ios kullanıcısı konudan haberdar olduğu için kötü kullanım oranı daha düşük. Sistemde bir de özel yayın (Private) özelliği yer alıyor olup, listenizden dilediğiniz kişilere özel bir yayın yapmanız da mümkün. Bu da farklı ticaretlere sahne olabilir!
İşin devlet tarafında regülatörleri daha fazla korkutacak olay ise; toplumsal olayların canlı yayınlanması ve sanal örgütlenme olacaktır. Evet daha önce de benzer yazılımlar vardı ama hiçbiri Twitter altyapısına sahip değildi. Bu açıdan binlerce kişi izlese dahi sorun olmayacak bir teknik yeterlilik ile sansürlenmesi zor bir yayıncılık karşımızda. Platform, mobil cihaz üzerinde çalıştığından bir web sitesi engeller gibi yayınların durdurulması pek olası değil. Bu noktada yapılacak tek şey toplumsal olaylarda bölgedeki internet erişimini tamamen kesmek veya router’a kedi kaçırmak olabilir.

– Yeni baş belası!
– Daha eskilerini “haklayamadık”, başımıza bir de bu çıktı!
– Bunun kapatma düğmesi nerede?
– Periscope Türkiye’ye ofis açsın!

]]>
https://daghan.com/periscope-yukari.dgn/feed 0
Twitter Yasaklandı! https://daghan.com/twitter-engellendi.dgn https://daghan.com/twitter-engellendi.dgn#respond Fri, 21 Mar 2014 01:10:30 +0000 https://www.daghan.com/?p=2878 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Bursa’da gerçekleştirdiği mitingin akşamında Twitter’a Türkiye’den erişim engellendi. Yasaklama sonrasında Twitter’da #TurkeyBlockedTwitter etiketi ile tepkiler dile getirilmeye başlandı.

İlk engelleme DNS ile yapıldı.

DNS yöntemi ile erişimi engellenen Twitter’a farklı DNS IP adresleri kullanılarak erişim mümkün olsa da IP engelleme yöntemi ile de erişimin tamamen kesilmesi yönteminin kullanılabileği düşünülüyor. Bu yöntemde kullanıcıların site adreslerini IP adreslerine çeviren sisteme müdehale edilerek farklı bir IP adres çözümlenmesi sağlanarak erişim engellenmeye çalışılmakta.
twitter engelleme mahkeme karari
[box type=”alert”]İnternet siteleri hangi yöntemlerle, nasıl engelleniyor?[/box]

SMS kullanarak twit göndermek mümkün.

Twitter resmi hesabı yaptığı açıklamada Mısır’da yaşanan engelleme sonrasında olduğu gibi Twitter’ın SMS ile kullanılabileceği konusunda bildirimde bulundu.
Bildirime göre; Avea ve Vodafone’dan 2444’e, Turkcell’den 2555’e START mesajı göndererek SMS üzerinden Twitter kullanmaya başlayabilirsiniz.

twitter sms

Twitter kapatılma haberi uluslararası medyaya taşındı.

Twitter erişim engelleme haberi uluslararası boyutta yayılmaya devam ediyor. Reuters geçtiği haber sonrası BBC, CNN International konuyla ilgili bir haber yayınladı.
cnn-twitter-news

Kapatma haberini uzaydaki adam bile duydu!

Koichi WakataGeçtiğimiz günlerde NASA, bilimin sınırlarını aşmak amacıyla astronotların yaşadığı ve çalıştığı uzay laboratuvarından  naklen yayın yaptı. NASA ve National Geographic işbirliğinde gerçekleştirilen ve iki saat süren yayında, uzay istasyonuna ve uzaydan manzaralara yer verildi. Bugün  Koichi Wakata, uzaydan çektiği Türkiye fotoğrafını paylaştıktan sonra kendisine kapatılma haberi iletildi ve bu fotoğrafı Türk kullanıcıların göremeyeceği bilgisi paylaşıldı.

TİB’den Twitter açıklaması

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, vatandaşların şikayetleri üzerine, Twitter’da kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince erişimi engelleme kararları verildiğini bildirdi.
Vatandaşların şikayetleri üzerine, Twitter’da kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince erişimi engelleme kararlarının verildiği kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Bu kararlar, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na ulaşmış ve başkanlığımız tarafından içeriğin çıkarılması Twitter’dan istenmiştir. Ancak, mahkeme kararlarının uygulanması hususunda tüm iyi niyet çabalarımıza karşılık Twitter bu kararlara duyarsız kalmış ve mahkeme kararlarını tanımamıştır. Yurtdışı merkezli söz konusu internet sitesi Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin vermiş olduğu kararları yok saymıştır.
Bu nedenle, vatandaşlarımızın ileride telafisi mümkün olmayacak mağduriyetlerinin önlenmesi için başka bir seçenek kalmadığından mahkeme kararları doğrultusunda Twitter’a erişimin engellenmesi tedbiri uygulanmıştır. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, hukuk devleti ilkesi çerçevesinde mahkeme kararlarını uygulamakla yükümlüdür.”
Açıklamada, “yurtdışı merkezli söz konusu internet sitesinin, Türk mahkemelerinin kararlarına uyarak hukuka aykırı içerikleri çıkardığı takdirde, tedbir amaçlı uygulanan erişimin engellenmesine son verileceği” bildirildi.

Twitter IP adresi engellendi – 22 Mart

22 Mart sabah 08:00 saatlerinde Google ait 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 alternatif DNS adreslerinin engellenmesi ile ortaya çıkan teknik sorunlar sorunlar sonrasında Google DNS’lerine erişim açılırken bu seferde Twitter’a ait IP adreslerine engelleme yapıldı.
IP adresleri izlemesi yapıldığında erişimin Türkiye dışına çıkamadığı gözlemlenmekte.twitter-ip-erisimi-engellendi

]]>
https://daghan.com/twitter-engellendi.dgn/feed 0
Sosyal medya için kazan kaynıyor! https://daghan.com/sosyalmedya-turkiye-tepkisi.dgn https://daghan.com/sosyalmedya-turkiye-tepkisi.dgn#respond Wed, 26 Jun 2013 18:06:16 +0000 https://www.daghan.com/?p=2081 Facebook ve twitter sansürKişilerin düşüncelerini sosyal medya araçları vasıtası ile açık, sınır ve kısıtlama olmaksınız ifade etmesi konusundaki rahatsızlıkların artması ile birlikte bu mecraların yola getirilmesi(!) zaruriyeti doğmuş durumda. Adli makamların kimlik tespit taleplerine olumlu yanıt vermeyen Amerika merkezli şirketler için kazan kaynamaya devam ediyor.

Sosyal medyada yapılan paylaşımların kim tarafından yapıldığının tespiti için ilgili siteden bilgi istenmesi gerekmekte. Bu aşamada sosyal medya kuruluşları kullanıcının IP bilgisi, adres ve kimlik bilgilerini Amerikan anayasası gereği; “Düşünce ve Düşünceyi Açıklama Hürriyeti” nedeniyle talep eden ülkelerin adli makamlarına vermemekte.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım gazetecilere yaptığı açıklamada “Eğer Türkiye’de faaliyet gösteriyorsanız Türk hukukuna dahil olmanız lazım. Bundan da kimseye zarar gelmez. Diyelim siz Türkiye’de dükkan açacaksınız ne yapmanız lazım gelip Türkiye kanunlarına göre şirket kurmanız lazım veya işbirliği yapacağınız firma veya kişi tayin etmeniz lazım. Vergi memuru, polis yahut bir başkası size müracaatta bulunduğunda bunu verecek Türkiye’de birini görmek istiyoruz. ABD’de 8 saat zaman farkı ile telefonla email ile derdimizi anlatamayız. Bu konuda Türkiye’de muhatap olması lazım. Bununla ilgili çalışma yapıyoruz.

Arkadaşlarımız gereken uyarıyı yaptılar. Ama, onlardan müsbet bir yaklaşım görmedik. Facebook ile uyumlu bir çalışma içerisinde bulunuyoruz. Türkiye’de de muhatapları var. Bu sürdürülebilir birşey değil” demesi üzerine acaba facebook kullanıcı bilgilerini Türk adli makamları ile paylaşıyor mu? sorusu gündeme gelmişti.

Facebook’un açıklaması:
“Facebook, protesto olaylarıyla bağlantılı olarak Türkiye’deki devlet otoriteleriyle herhangi bir kullanıcı bilgisi paylaşmamıştır.

Genel olarak, Türkiye’deki devlet otoritelerinden gelen bilgi talepleri; yaşamsal ya da çocukları tehdit eden bir konu içermediği müddetçe (ki bu kapsamdaki talepler, bize ulaşan taleplerin çok küçük bir kısmını oluşturmaktadır) kabul edilmemekte ve resmi yasal kanallara yönlendirilmektedir.

İnternet şirketlerinin Türkiye’deki asayiş otoriteleriyle daha sıklıkla kullanıcı bilgisi paylaşmasını gerektirebilecek yasal düzenleme önerileriyle ilgili endişelerimiz bulunmaktadır. Türkiye hükümetinin temsilcileriyle, bu hafta Silikon Vadisi’ne gerçekleştirecekleri ziyaret esnasında bir araya gelecegiz ve yasal düzenleme önerileriyle ilgili güçlü endişelerimizi kendilerine doğrudan da aktaracağız.”

Twitter açıklaması:
Twitter’ın Üst Yöneticisi (CEO) Dick Costolo, Gezi Parkı odaklı gelişmelerle ilgili olarak, Twitter’ın “kamusal bir şehir meydanı” olduğunu belirterek, platformun bu tür konulara yönelik bir bakış açısının bulunmadığını, olaylara yorum eklemediklerini söyledi.

Costolo, ABD’nin başkenti Washington’daki düşünce kuruluşlarından Brookings Enstitüsü’nde “Sosyal Medya Döneminde Şehir Meydanı” başlıklı konferansa katıldı.

Burada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Twitter denilen bir bela var!” sözlerinin hatırlatılması üzerine Costolo, Erdoğan’ın yorumlarından haberdar olduğunu ifade etti.

Costolo, Türkiye’deki olayları gözlemlediklerini belirterek, şöyle konuştu:

“Açık kamusal bir platformun bulunmasının güzelliği, etrafınızdaki herkesin ne düşündüğünüzü görmesi ve duymasını sağlaması. Bu bir kamusal şehir meydanıdır. Biz, olaylara yorum eklemiyoruz, ‘şuna inanıyorsanız bizim platformumuzu kullanamazsınız’ demiyoruz. Siz bu platformu neye inandığınızı söylemek için kullanabilirsiniz. Türkiye’deki halkın yaptığı ve Türkiye’deki olaylar konusunda diğer yerlerdeki insanların yaptığı da bu. Platformu bunun için (ifade için) kullanıyorlar. Platformun kendisinin bu tür konulara yönelik bir bakış açısı yoktur, insanların kendi bakış açılarını belirtmek için kullandığı bir araçtır.”

Costolo, Twitter’ın siyasi konuşmalar, söylemler için de kullanıldığını sözlerine ekledi.

]]>
https://daghan.com/sosyalmedya-turkiye-tepkisi.dgn/feed 0
Hayatın Tadı https://daghan.com/hayatin-tadi-olay-tv.dgn https://daghan.com/hayatin-tadi-olay-tv.dgn#respond Mon, 15 Apr 2013 09:00:32 +0000 https://www.daghan.com/?p=1860 Zeynep Bükümcü sunumu ile Olay Tv‘de yayınlanan “Hayatın Tadı” programına konuk oldum. Programda sosyal medya kullanımı, sosyal medyada bizi bekleyen tehlikeler ve önlemler hakkında konuştuk.

]]>
https://daghan.com/hayatin-tadi-olay-tv.dgn/feed 0
Sosyal Medya Tehditi! https://daghan.com/sosyal-medya-tehditi.dgn https://daghan.com/sosyal-medya-tehditi.dgn#respond Tue, 04 Sep 2012 11:41:24 +0000 https://www.daghan.com/?p=1287

Evil twitter: www.Dabbled.org

Kendi karar dinamikleri gelişmemiş, toplu hareket etmeye meyilli ve/veya baskıcı rejimler tarafından yönetilen halkların kendi arasında iletişimde olması yönetimler tarafından tehlike olarak algılanmaktadır. Buradaki asıl korku halkın planlanan çerçeve dışına çıkmasının öngörülemez veya kontrol edilemez bir takım olayları tetiklemesine sebep olabilme ihtimalidir.

Ancak ne gariptir ki tarihte yayını devlet yönetimleri tarafından durdulamayan tek gazete halkın yönetimindeki Fısıltı Gazetesi’dir. Geçmişte kulaktan kulağa yayılan Fısıltı Gazetesi haberlerinin daha çok yerel kapsamda kalmasının sebebi ise; haberin etkin bir çevreye hızlı yayılmasının zorunluluğu olarak düşünülebilir.

Ancak global ağ internetin doğuşu ve yaygınlaşması sonrası elektronik ortama geçiş yapan Fısıltı Gazetesi’nin etki alanı artık hayal edilemeyecek kadar geniştir. Kapsama alanı büyüklüğü yanında, haber kaynağının sağlamlığının da kontrolü mümkün olamadığından bu mecrada üretilen haberler çok tehlikeli olabilmektedir.

Öncelerde elektronik posta şimdilerde ise twitter, facebook gibi sosyal medya araçları ile haberler üretilmekte, toplum haberlerin doğruluğunu sorgulamadan kendi çevresi ile paylaşmakta veya en azından “like”  ederek yayılıma katkı sağlamaktadır. Özellikle sürekli yanımızda taşıdığımız mobil cihazlarda twitter takibi ile bir haberin yayılması için alışılmış şekilde bilgisayar başında olmak da gerekmemektedir.

Durum böyle olunca da; ülkemizde özgürce, ama kontrolsüz yaşanan internetin önce filtrelenme zaruriyeti(!) oluşmuş, şimdilerde ise başından beri gerçek hedef olan sosyal medya siteleri için kazanlar kaynamaya başlamıştır.

“Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım: Gaziantep’te yaşadığımız bu terör olayı sonrasında sosyal medya çok etkindi. ‘İkinci bir patlama oldu’, filan dendi. Şu oldu. Bu oldu. Bir şayia yayıldı. BDP binası yakıldı gibi. Çok sıkıntılı durumlar. Tunus, Libya ve Mısır devrimini yapan sosyal medyadır. Bunlar, iletişim devrimidir. O yüzden orada belki hayırlı işe vesile oldular ama sosyal medya bazen büyük toplulukları gaza getirebiliyor ve yanlış yöne de yönlendirebiliyor. Bu bir tehdittir. Bunun tedbirlerinin alınması lazım. Zor, nasıl alınır, bilmem. Bunun aramızda konuşulması lazım.”

İnsanlar varoluş sürecinde önce kendilerini hayvanlardan ve çevre etkilerden koruma ihtiyacı duymuştur. Sonralarda dış etkilere karşı birlikte hareket etmenin daha yararlı olduğu görülmüş ve toplu halde yaşam başlamıştır. Toplu yaşam başlaması sonrasında ise kabile haline gelen guruplar kendilerini diğerlerden korumak zorunda kalmıştır.

Tarihsel gerçekler ışığında, kulaktan kulağa veya teknolojik araçlarla olsun insanların haberlere, olaylara verecekleri tepkileri önce kendi süzgeçlerinden geçirme zaruriyeti vardır. Toplumsal yaşayışın bir etkisi olarak sizin yerinize birilerinin düşünmesini, hayatı filtrelemesi veya birilerinin görüşlerine körü körüne bağlanmak ideal bireyin yaşam felsefesi olmamalıdır.

Kabileler, şehirler, ülkeler, askerler ve savaşlar derken ilkel insan halen kendini bir şeylerden korumak zorunda kalmaktadır. Başından beri insanların yaşadığı ortam, doğa, fizik kuralları aynı olduğuna, uzaydan bir uzaylı istilasıda söz konusu olmadığjna göre insanların kendini koruduğu şey yine insanlardır.

“Tehdit olan teknolojik araçlar değil, onları kullanan insanların kendisidir.”

]]>
https://daghan.com/sosyal-medya-tehditi.dgn/feed 0
Medyada Tehlike Çanları! https://daghan.com/medyada-tehlike-canlari.dgn https://daghan.com/medyada-tehlike-canlari.dgn#respond Sat, 02 Jun 2012 13:27:29 +0000 https://www.daghan.com/?p=722 İçinde bulunduğumuz İletişim ve Teknoloji Çağı’nda ajansı (Haberleri) almak için transistörlü radyolara daha az kulak kabartır olduk.
Tüm dünyada olduğu gibi kendi haberini üreten halk, artık haberin iletilmesi, yayılması aşamasında da kendi işini kendi görüyor ve eskilerin süper gücü geleneksel basın organlarını haberin kaynağı olarak daha az tercih ediyor.

Her dönemde tek elden yönetilme, manipüle edilme (yönlendirilme) riski ile yüzyüze gelmiş Türk basınında, basın özgürlüğü kavramının tam oturmaması,  büyük olarak ifade edilen yayın organlarının bağlı bulundukları holdinglerin, bu yayın organlarını birer şirket zihniyeti ile yönetmesi gibi sebeplerle konvansiyonel medyaya (Geleneksel medya) olan güven azalıyor, yeni neslin medya alışkanlıklarıda değişiyor.

Yeni Neslin Medya Alışkanlıkları
Yeni nesil, ebeveynlerinden farklı olarak artık daha az televizyon izliyor, vaktini daha çok bilgisayar karşında geçiriyor. Beğendiği televizyon dizilerini reklam bombardımanı yaşamadan ertesi gün internetten izlemek ona daha kolay geliyor.

Basılı gazete almak yerine gündemi, mobil cihazlardan takip etmek daha kolay bir yol olarak görülüyor.

Köşe yazarlarını okumak yerine  “Sözlük” olarak tabir edilen internet sitelerindeki entryler (yazılar) ve twitter’da yazılanlar, trending topic olan konular gençler için daha çok önem arz ediyor.

Ürününü genç kesime satmak isteyen reklam verenlerinde internete yönelmesi ile beklenen son hızla yaklaşıyor…

“Dokuz köyden kovulmak, felakat tellağı yapmak istemem ama görünen köye de kılavuz gerekmiyor!”

IMS Research’ün yayınladığı rapora göre 2011 yılında satışa gönderilen tüm TV’lerin dörtte biri internet bağlantısına sahip.  Raporda 2016 yılında mağazalara gönderilen her 10 TV’den 7’sinin internet bağlantısına sahip olacağı öngörülüyor.

Ülkemizde teknolojik cihazlara verilen önem ve bütçeye göre ayrılan pay düşünüldüğünde çok kısa sürede evdeki televizyonların akıllı olanlarla değiştirdiği, bunun çok hızlı olacağı bir gerçek. (Asgari ücretin iki katına satılan cep telefonlarının herkesin elinde olduğu…)

Akıllı Televizyonlar Ne Kadar Akıllı?
Akıllı televizyonlar, televizyon izleme alışkanlıklarını tamamen değiştirecek teknik özelliklere sahip. Google ve Apple tarafından geliştirilen akıllı televizyonlarında pazara girmesi ile televizyonda application (Yazılım) çağı başlamış bulunuyor. Aslında televizyon gibi bir ev elektroniği pazarına Google’ın girme arzusu yazılım marketten elde edeceği gelirden öte Youtube gibi platformalardaki videoların izle/öde şeklinde sunulacak olması olarak özetlenebilir.

http://www.youtube.com/watch?v=CgU-Ju4yydA

Yani artık televizyon yayın akışını siz belirleyecek ve ilgi duyduğunuz programı düşük bir bedelle satın alarak izleyebileceksiniz. Aylık toplam yayın harcamanız ise şuandaki dijital platformlara harcadığınız bedelden daha çok olmayacağı gibi bu şekilde gelir elde eden yayıncılar programları size reklamsız olarak sunabilecekler. İzlediğine bedel ödemek istemeyenler için ise reklamlı versiyonlar bulunabilecek. Yayıncı olmak, yapım hazırlamak için profesyonel olmak gerekmeyecek. Şuan Youtube üzerinde onlarca örneği bulunduğu gibi amatör olarakta programlar hazırlayıp kolayca bunları platform üzerinde sunabilecek, büyük izlenme sayısı alıp, ünlüleri kıskandıracak gelirler elde edebileceksiniz.

İstediğin yapımı seçme, istediğini istediğin zaman seyretme modelleri ile yayıncılık anlayışı; gerçek anlamda sadece talep edileni üretmeye, yenilikler yapmaya ve “ne versem izlemek zorundasın!” anlayışını terkedip, “lütfen beni izlermisin?” modeline dönüş yapmış olacak.

Bu yeni yayıncılık anlayışının yayılma hızı ise şuanda, “musluk akıyorken kovaları doldurma telaşesi” ile bir saatlik yapımı dört saatte sunan mevcut geleneksel medyanın insanları ne kadar zorlayacağı ile ilintili olarak hız kazanacak.

]]>
https://daghan.com/medyada-tehlike-canlari.dgn/feed 0
Gelecek, gelecek… https://daghan.com/gelecek-gelecek.dgn https://daghan.com/gelecek-gelecek.dgn#comments Thu, 24 May 2012 15:57:24 +0000 https://www.daghan.com/?p=336 The Matrix, senaryosu ile oldukça geniş kitleleri etkilemiş ve kesinlikle kült (Belli bir dönemde aşırı ilgi gören film) haline gelmiş bir yapımdır. 1999 yapımı bol aksiyonla süslenmiş bu yapımın ana fikrinde; insanlığın kendi teknolojik çalışmaları sonucunda oluşturduğu yapay zekanın dünyada tükenen enerji kaynakları nedeniyle insanlığı enerji kaynağı (Pil) olarak kullanması konu alınıyor.

Yaşayan organizmalar olarak insanların, verimli ve uzun ömürlü piller haline gelebilmesi için ruhsal açıdan da bir hayata sahip olması gerektiğini farkeden makineler, insanlara sanal bir gerçeklik yaşatıyorlar ve fiziksel olarak bir fanusta ömrünü tüketen insanlar, ruhsal açıdan daha önceden ana hatları ve görevleri belirlenmiş hayatlarını, birazda kendi müdahale şansları olarak Matrix içinde, makinelerin kontrolünde yaşıyorlar.

Andy Wachowski, Lana Wachowski kardeşler tarafından yazılan ve yönetilen seri filmler dünyada fırtına gibi eserken, din ve düşünce dünyasından film hakkında çok sayıda yorum ve eleştiri geldi. Diğer açıdan da film, yaşamın, sadece fiziksel yaşamın sürdüğü bu dünyadan ibaret olamayacağı konusundaki gerçeğin anlaşılması açısından itici bir güce sahipti…

Bilim kurgu tarihinde iyi düşünülmüş yapımların büyük ağırlı olarak gelecekten tutarlı haberler vermesi, insanlığın gelişimindeki hayallerinin dışa vurumu olarak yorumlanabilir.

1969 yapımı computer ile neler yapabileceğini hayal eden bu filmde ise şu yenilikler öngörülmüş:

  1. Ürün fotoğraflarının yer aldığı platform üzerinden evden alışveriş. (E-ticaret)
  2. Güvenlik kameraları aracılığı ile izleme (Ev güvenliği – Home Security)
  3. Finansal takip ve kontrol (İnternet Bankacılığı – Internet Banking)
  4. Farklı noktadaki bilgisayarlara erişim,paylaşım. (Dosya paylaşımı,ağ komşuları – File sharing,Network neighbors)
  5. Bilgisayardan çıktı almak. (Yazıcı-Printer)
  6. Klavyesiz ortamdan bilgi girişi. (Dokunmatik ekranlar-Touch screen)

Ve tüm sistemlerin birbiri ile iletişimini sağlayan internet…

Bu yazının içeriğini oluşturan ve az sonra okuyacağınız, internet teknolojileri konusundaki bana ait öngörüler ise daha yakın (10 yıl) zamanı kapsıyor. Bulutlara Dokunmak yazıma gönderme yaparak gelecekteki veri depolama alışkanlığının şu anda ekranına baktığınız cihazın içinde olmayacağı, bununla birlikte her cihazın bir internet erişim adresi olacağı da akıllı televizyonların hayatımıza girmesi ile görülür bir gerçek haline geldi. Akıllı cihaz edinme maliyetleri düşmeye devam edecek. Bulut Bilişim desteği ile daha hafif, taşınması kolay cihazlar üretilecek.

Biz bu fikri 1966 yılında yayınlanmaya başlayan Star Trek’de görmemişmiydik?

Bu durumda hayatımızın olmazsa olmazları arasına iletişimi kapsayan cep telefonu yerine daha yetenekli ve işlevsel cihazlar alacak.Google’ın tanıttığı Project Glass‘ın ilk versiyonu her ne kadar lansmandaki kadar havalı özelliklere sahip olmasa da, yakın gelecekte digital gözlük takmış insanların sokaklarda gezmesi garip gelmeyecek.

Computer Geek’lerin (Mahallenin bilgisayarcısı) tekelinde olan veriye hızlı ve verimli ulaşım halkın her katmanına inecek. İsteyen istediği bilgiye anında ulaşabileceği için çok bilen değil, aleti hızlı çeken kişi (cowboy) kazanacak.

Sosyal ağların insanları bilgisayar başına bağladığı varsayımı yıkılarak insanlar tüm randevularını ve zamanlamalarını (Time Schedule), sosyal medya üzerinden düzenleyecek. Sosyal medyada hayatı paylaşım (Fotoğraf,Video) zorunlu olduğu için, paylaşım yapabilmek için gerçek hayatı yaşamak gerekecek. Burada size farklı gelebilecek bir öngörü ile; anında mesajlaşmanın daha popüler olmayacağını, zamanın sürekli değer kazanacağı gelecekte, kimsenin anında mesajlaşma ile uzun yazışmalara girmeyeceğini, twitter tarzı sistemleri daha çok benimseyeceğini düşünüyorum.

Petrol yakıtlar tahmin edilenden daha çabuk terk edilecek. Elektrikli araçların ve akıllı kişisel cihazların kullanımının artması daha verimli pil teknolojileri gelişmesine önayak olacak ve petrol yakıt teknolojisi yerine pil teknolojisi ve alternatif enerji kaynakları ile ilgili yeni, büyük bir pazar açılacak.

Geleneksel baskılı broşür, tanıtım, katalog, kartvizit gibi kavramlar demode olacak. Özellikle okullarda tablet bilgisayar ile eğitim gören yeni neslin iş hayatına gireceği 10-15 yıl sürecinde tamamen baskılı yöntemlerden uzaklaşılacak.

İnternet hızlarının artması için fiberoptik altyapı geliştirilecek ve işletme maliyeti yüksek olan uydu sistemlerini kullanmak yerine evlerde IPTV, Voip, Internet paketi içeren multi paketler ile hizmet alınacak. HD yayınların rahatlıkla izlenebilmesi ve evdeki diğer cihazların internete rahat erişimi için en az 100Mbps hız standart hale gelecek.

Her bireyin kendine özel veri alanının oluşturulması, iş dünyası için verilerimizin depolanmasının önemi arttıkça, bu sistemlerin barınması için ihtiyaç duyulan iklimlendirilmiş ortamı ve kesintisiz enerji sağlayacak altyapıya sahip bilgisayar otellerinin (Datacenter) önemi daha da artacak.

İnsanlara enjekte edilmesi planlanan akıllı çiplerden bir örnek.

Yakın bir tarihte hayatımıza girecek dijital kimlik kartlarımızla (Nüfus cüzdanı), başka bir yerde depolanması mümkün olmayan kişisel bilgilerimiz bu kartlarda yer alacak, ıslak imzanın yerini şifre (Pin) alacak, mali ve ülke yönetimi açısından birey takibi daha kolay yapılabilecek.

Her ne kadar şu anda ütopik olarak görülüp, reddedilse de kartlardaki çipler, kartların taşınmasındaki zorluklar farkedildikten ve önemi anlaşıldıktan sonra isteyenlerin vücutları içine yerleştirilebilecek ve bir süre sonra da doğumdan itibaren herkes kişisel çipine sahip olacak.

 

Ve en sonunda yine The Matrix filmine atıfta bulunup, anımsayacak ve şu cümleyi kuracağız.

“What is the Matrix?”

 

 

]]>
https://daghan.com/gelecek-gelecek.dgn/feed 1
Steve Jobs’lar, Bill Gates’ler https://daghan.com/steve-jobslar-bill-gatesler.dgn https://daghan.com/steve-jobslar-bill-gatesler.dgn#respond Sat, 19 May 2012 19:04:35 +0000 https://www.daghan.com/?p=238 Apple’ın kurucu ortağı, ölümünden 5 hafta öncesine kadar yönetim kurulu başkanı olan Steven Paul Jobs ve emekli, şimdilerde Gates Foundation‘da yaptığı çalışmalarla gündemde olan Microsoft’un kurucularından William Henry “Bill” Gates III, ya da daha çok bilinen adıyla Bill Gates bilişimde yeni bir tanımın isim babalığını yapıyorlar.

Başarının tanımında bilişim alanından iki ismin model olarak seçilmesi bir tesadüf olmasa gerek. Uluslararası marka değerlendirme kuruluşu Brand Finance Apple’ın Google’ı geride bırakarak dünyanın en değerli markası olduğunu açıkladı. Açıklanan bu listenin ilk beşinde yine Amerikalı şirketler yer alırken Çin’in 25, Brezilya’nın 9, Rusya’nın 8, Hindistan’ın ise 6 marka ile temsil edildiği görüldü.

Dünyanın en değerli şirketi Apple, temmuzdan itibaren düzenli olarak üç ayda bir hisse başına 2.65 dolar temettü dağıtacak ve 2013 mali yılından itibaren 10 milyar dolar tutarında hisse senedini de geri alacak. Piyasa değeri 555 milyar dolara yaklaşan Apple dünyanın en değerli şirketi.

Bununla birlikte sadece 8 yılda adını devler arasına yazdıran facebook halka açıldı ve toplam değeri 100 milyar doları geçti. Bu durum Microsoft, Apple gibi 20-30 yıllık geçmişe sahip olan firmaların büyük gelirlerinin yanında sadece 8 yılda adını devler arasına yazdıran facebook bu açıdan dikkat çekiyor.

The Social Network” sonrası Zuckerberg’in Facebook projesinin çalıntı olduğu ve arkadaşlarını ezip geçerek, yarı yolda bırakarak ilerlemesinden ve halen facebook’un sürdürülebilir başarısı ile ilgili şüphelerden olsa gerek bu yazının başlığındada yer alan tanımda Zuckerberg’ler yok.

Yine sadece 13 kişilik kadrosu ile ikinci yılında 1 milyar dolara facebook tarafından satın anınan Instagram ve 8 Milyar dolar değeri ile twitter’da dikkatleri çekiyor.

iPhone ve Android yüklü cep telefonlarında adeta fırtına gibi esen Angry Birds’in (kızgın kuşlar oyunu) yaratıcısı olan Finlandiyalı iki genç mühendisin kurduğu Rovio adlı şirketin değeri 9 milyar dolara ulaştı.

Tüm bu örneklerdeki ortak payda ise dünyadaki tüm değerli markaların ve yine yükselişteki markaların teknoloji, internet alanında olması. Bugün ilaç ve silah sektörü ile birlikte bilişim dünyanın en karlı sektörü olarak görülebilir.

İlginç bir örnek olarak tüm dünyada 100 milyondan fazla satan Kalaşnikof’un üreticisi Rus Ijmaş (Izhmash), borçlarını ödeyemediği için iflas bayrağını çektiğinide hatırlatmak lazım.

Başarılı markaların bir diğer ortak noktası ise markaların ağırlıklı Amerika kökenli olması. Bir tesadüfün eseri olmayan bu durum için; “Dünyanın En Değerli 500 Markası” çalışması sonrasında, Türk markalarının listede yer alamamasıyla ilgili görüşlerini bildiren Brand Finance Türkiye Direktörü Muhterem İlgüner, “Bir ülkenin küresel ölçekte değerli marka sayısı, söz konusu ülkenin değer üretebilme kabiliyetini yansıtır.” açıklamasını yapıyor.

Bir ülkenin büyük gelir kaynağı vergiler, vergilerin kaynağıda şirketlerin elde ettiği kar oranında olduğuna göre, konvansiyonel (Alışagelmiş) sektörleri desteklemek yanında, biraz da bilişim-iletişim alanında imkanlar oluşturmak gerektiğini görmek ve bu konuda çaba sarfetmek gerekiyor.

İletişimin bir lüks değil çağımızda bir ihtiyaç olduğunun anlaşılması,ek vergilerle (özel iletişim vergisi) sektörü cezalandırmak yerine aksine, yukarıdaki projeksiyon ışığında sektörü teşfik etmek, ülkemizde “Steve Jobs‘lar,Bill Gates‘ler” kalıbını bir efsane olmaktan çıkartabilir gibi görünüyor.

]]>
https://daghan.com/steve-jobslar-bill-gatesler.dgn/feed 0
Sosyal medyada patron Kim? https://daghan.com/patron-kim.dgn https://daghan.com/patron-kim.dgn#respond Fri, 18 May 2012 00:49:31 +0000 https://www.daghan.com/?p=45 Sosyal medyanın popüler gücü ile “Bende buradayım!” diyebilmek için hepimiz hayatımızı sanal mecralara aktarıyoruz.

Geç bir saatte evine doğru ilerlerken, sokakta sadece kendi adım seslerinden başka bir ses duyduğunda evine varmak için tempoyu arttıran bizler, şimdi nerede olduğumuzu anlık olarak Foursquare ile bildiriyoruz.

Dijital fotoğraf makineleri hayatımıza girmemişken, her seferinde ailenin güzide fotoğraf makinesinin birbirinden kıymetli 36 pozundan birini harcamak nasıl bir seremoni gerektiriyor ise, artık  özensiz çekilmiş onlarca fotoğrafı Facebook‘da dikkatsizce paylaşabiliyor, eşimizi dostumuzu “Tag”layıp, onlarıda bu oyuna dahil edebiliyoruz.

Açtığımız Twitter hesabındaki takipçi sayısına hangimizin gözü takılmıyor? Twitter’ın kullanıcılarına bahşettiği 140 karaktere bir hayat sığdırma çabamızı edebiyat öğretmenlerimiz görse ne kadar duygulanırdı…

Amacı doğaldır ki para kazanmak olan, hayatımızı nakte çevirmek için kurulmuş bu sitelere ücretsiz ve karşılıksız içerik ürettiğinin kaç kişi farkında?

Bu farkındalığı elde etmek için bedavaya içerik ürettiğimiz bu sitelerin bizim malımız olmadığı ve canları istediği zaman bizi oyun dışı bırakabileceklerini asla unutmamalıyız. Bir sabah uyandığımızda çokça zaman harcadığımız bu sitelerdeki hesaplarımız bir sebeple kapanmış olabilir. Peki bu durumda ne olacak? Hak hukuk buralarda işe yarar mı ki?

Hesabını kurtarmak için çabalaman, gönderdiğin yardım emailleri karşısında kapı duvar…

Ama herşey sanal yahu!

Sana üye olurken bu pembe dizinin bir gün biteceğini bildirmiştik. Yumruklayacak gerçek bir kapı yok….

Dükkanın sahibi değil de iyi müşterisi olduğunu; “hadi saat geç oldu, kapatıyoruz…” dendiğinde anlarsın! – Bir Facebook Maduru!

]]>
https://daghan.com/patron-kim.dgn/feed 0